Yazılar

SIFIR KİLOMETRE ARAÇLARDA SONRADAN ORTAYA ÇIKAN AYIPLAR

1. Ayıp Kavramı Tüketici tarafından yetkili bayi olan satıcıdan sıfır kilometre satın alınan araçların kullanımına başladıktan sonra birtakım eksiklikler ortaya çıkabilmektedir. Bu eksikler maddi, ekonomik ve/veya hukuki eksiklikler şeklinde olabilmektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8’e göre örnek modele, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlenmesinde tespit edilen niteliğe göre eksiklikler bulunan araçlar ayıplı mal olarak kabul edilmektedir. Bir başka deyişle satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve bozukluklar ayıp olarak değerlendirilmektedir. İlk bakışta fark edilen ayıplar açık ayıp, ilk bakışta fark edilmeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Gizli ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır Sıfır kilometre araçlarda genellikle maddi ve/veya ekonomik eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Aracın fiziksel, kimyasal ve teknik varlığı ve durumunu olumsuz bir şekilde etkileyen ayıplar maddi eksiklik olarak nitelendirilirken, beklenilen kullanımı ve faydayı azaltan, araç kullanılabilir olsa bile ekonomik bakımdan malın değerini düşüren ayıplar ekonomik eksiklik olarak nitelendirilmektedir. Örneğin aracın yakıt tüketiminin teknik düzenlemesi ya da satıcı tarafından bildirilen değerlerden yüksek olması ekonomik ayıp olarak değerlendirilebilir. İkinci el araçlarda, araçta pert kaydının olması ancak bu durumun tüketiciden gizlenmiş olması hukuki ayıp olarak değerlendirilmektedir. Özellikle bu gibi durumlarda araç satın alınmadan önce tüketici tarafından Trafik şube müdürlüğünce tutulan kayıtların, aracın sigorta kayıtlarının ve tramer kayıtlarının inceleme ve bilgi edinme yükümlülüğü yoktur. Bu durumda satıcı ayıpların varlığını bilmese bile sorumludur (Y. 13.HD. 10.2019 T. 2016/25749 E. 2019/9913 K.). Ayıba ilişkin düzenlemeler Türk Borçlar Kanunu’nda bulunmakla birlikte öncelikle özel kanun genel kanun ilişkisi nedeniyle öncelikle TKHK’da yer alan düzenlemeler uygulanacaktır. Özel düzenleme hükümleri uyuşmazlığı çözmeye yetmiyorsa, o takdirde TBK’da yer alan hükümler uygulanabilir. 2. Tüketicinin Seçimlik Hakları Tüketici sözleşmesinin kurulması aşamasında taraflar arasında mevcut olan denge, satıma konu olan malın ayıplı çıkması ile bozulmaktadır. Dolayısıyla alıcıya (tüketiciye) bazı seçimlik hakların tanınması, bu dengenin yeniden tesis edilmesini amaçlamaktadır. Seçimlik haklara başvurulmasının borçlunun (satıcının) kusuruna bağlı tutulmamış olması da aynı amaca hizmet eden bir hukuki düzenlemedir. Tüketici, satın alacağı sıfır kilometre aracın ayıpsız olduğu düşüncesi ile sözleşmeyi imzalayarak satış bedelini ödemektedir. Araçta ortaya çıkan eksiklikler nedeniyle otomobilden beklenen faydanın sağlanamamış olması satıcı tarafından sözleşmeye aykırı ifada bulunulduğunu göstermektedir. Taraflar arasındaki dengenin sağlanması maksadıyla TKHK 11. maddede tanınmış olan dört farklı seçimlik hak bulunmaktadır. Buna göre; malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda satın alınan aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılan aracı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarımı isteme ve satılan aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Misli eşya; tartılabilen, ölçülebilen ya da bir başkasıyla değiştirilebilen eşyadır. Karakteristik özellikleri uyarınca bir başkasından ayrıt edilebilir olan ve bu nedenle bir başkasıyla değiştirilmesi mümkün olmayan eşya misli olmayan eşyadır. Galeriden satın alınan marka model donanımlı araç misli olmayan eşyayken yetkili bayiden satın alınan marka model donanımlı araç misli bir eşyadır. Tüketici tarafından malın misli ile değişimi talep edilmesine rağmen satıcı ya da üretici tarafından ürünün eski model olması, üretimden kalkması ya da yenisinin üretilmemesi ilişkin bir savunma sunulsa dahi hakem heyeti ya da mahkeme, misli ile değişim yönünde karar vermelidir. Zira malın teslim edilememesi, hükmün icrasına engel olmadığı gibi tüketici hakem heyetlerinde ve mahkemesinde taleple bağlılık ilkesi uygulanmaktadır. Ancak seçimlik hakların yeterince bilinmemesi nedeniyle uygulamada satıcı tarafından tüketicinin iradesi etki altına alınarak ücretsiz onarım hakkının kullandırıldığı görülmektedir. Oysaki araçta ortaya çıkan arızanın ne olduğu ve olası sonuçları hakkında bilgilenmek amacıyla yetkili servise başvurulmuş olması ücretsiz onarım istenildiği yönünde değerlendirilmesi mümkün değildir. 3. Ayıplı Maldan Sorumlu Olan Kişiler Tüketicinin seçimlik hakları karşısında satıcı ile birlikte üretici ve ithalatçı da müteselsilen sorumludur. Ancak üretici ve ithalatçı araç satış sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle seçimlik hakların tümünde sorumlulukları bulunmamaktadır. Bu bağlamda satış bedelinden indirim ve sözleşmeden dönme seçimlik hakları satıcıya yöneltilmelidir. Tüketicinin seçimlik haklara dayalı (TKHK) olarak satıcı hakkında açtığı ayıplı mal davasında satıcının sorumlu tutulması için ayrıca kusurlu olduğunun ispatı gerekmez. Çünkü satıcının ayıptan sorumluluğu, kusura dayanmayan, kanundan kaynaklanan bir sorumluluktur. Başka bir anlatımla maldaki ayıbın varlığında satıcının hiçbir kusurunun bulunmaması, onun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sınai mallarında her satıcı yetkili servisleri eliyle satış sonrası hizmet vermek zorundadır. Yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan yapılmayan işler satıcının ve onunla birlikte sorumluluğu olanların sorumluluğundadır. Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz (Y. HGK. 21.10.2009 T. 2009/4-441 E. 2009/444 E.). Malın teslim ya da devir tarihinden zamanaşımı süreleri içinde 6 ay içinde bildirilen ya da dava açılan uyuşmazlıklarda malın ayıplı olmadığının ispat yükünün satıcıda, 6 ay sonra bildirilen ya da açılan davalarda da malın ayıplı olduğunun ispatının alıcıda olduğunun da gözetilmesinin gerekli olduğu anlaşılmıştır. İlk altı ay içinde tüketicinin malın ayıplı olduğunu ileri sürmesi, malın ayıplı olarak teslim edildiğine karinedir. Ancak satıcı malın ayıplı olmadığını ispat ederek, tüketicinin kendisine yüklediği sorumluluktan kurtulabilir. İspat yükünün satıcıda kabul edilmesi, tüketici tarafından altı ay içinde malın ayıplı olduğunun ileri sürülmesine bağlıdır. 4. Seçimlik Hakkın Bildirilmesi Tüketici hukukunda tüketici tarafından satılanı gözden geçirme ve ayıbın bildirilmesi hakkında süreye ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu bağlamda gözden geçirme külfeti aranmadığı için, tüketici malı kontrol etmek zorunda değildir, malı kontrol etmeden kullanmaya başlayabilir. Ayıp, kendiliğinden ortaya çıkana kadar, tüketicinin ayrıca herhangi bir şey yapmasına gerek yoktur. Tüketicinin seçimlik haklardan birini kullandığı yönünde her halükarda bildirimde bulunması gereği olması, bunun öncesinde ayrıca bir de ayıbı ihbar etmesi zorunluluğunu anlamsız kılmaktadır. Tüketici iki yıllık zamanaşımı süresi içinde ayıbı tespit ettiği sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir. Ayıbın çok erken bir safhada tespit edilmiş olmasına rağmen, tüketicinin uzun süre seçimlik hakkını kullanmamış olması, duruma göre hakkın kötüye kullanılması itirazı ile karşılaşabilecektir. Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda hangi seçimlik hakkın istendiği bildirilmelidir. Bildirim yöntemi hakkında düzenleme bulunmamakla birlikte ispat kolaylığı bakımından noter veya KEP aracılığı ile bildirilmesi yerinde olacaktır. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanacaktır (TKHK m. 11/6). Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Süreler bakımından, azami tamir sürelerini düzenleyen Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği önem arz etmektedir. Yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilmelidir. Aksi takdirde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. 5. Zamanaşımı Satıcı, üretici ve ithalatçının ayıplı maldan doğan sorumluluğu iki yıl ile sınırlandırılmıştır. Süre, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu bağlamda, iki yıllık zamanaşımı süresi içinde tüketici tarafından ayıp tespit edilmeli ve seçimlik haklardan hangisinin istendiği bildirilmelidir. İkinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldır. Ancak maldaki ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmayacaktır. Kanunda yer alan düzenlemede taraflarca sözleşmede daha uzun bir süre belirlendiği takdirde, ayıplı maldan sorumlulukta iki yıldan uzun belirlenen süre göz önüne alınmalıdır. Her aşamada yargının görevi yasaları uygulamak olduğuna göre kanunda boşluk olmayan hallerde yorum ile düzenlenmeye aykırı karar vermek ve uygulama yapmak kanuna aykırılık teşkil eder. Yasa koyucu yapmış olduğu düzenlemede ‘’ayıba karşı daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmemişlerse’’ demek suretiyle garanti süresinin daha uzun olduğu hallerde yasadaki sürenin uygulanmayacağı’’ ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile’’ demek suretiyle ‘’gizli ayıp’’ halini de sürelere katmıştır. Ayıbın ilk tespit edildiği tarihten uzun bir süre boyunca arızanın giderilmemesi halinde ayıbın ağır kusur ile gizlendiği kabul edilmektedir (İstanbul BAM. 19. HD. 14.07.2025 T. 2024/847 E. 2025/1410 K.) Böyle bir durumda zamanşımı def’inde bulunulmasının etkisi olmayacaktır. Özellikle ağır kusur ve hile hakkında araçta arıza olup olmadığı, var ise arızanın üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ayıbın açık ya da gizli ayıp olup olmadığı, ayıbın satıcının ağır kusuru veya hile gizlenip gizlenmediği araştırılıp irdelenmeli, araçtaki arızanın devam edip etmediği, devam ediyor ise arızanın tüketicinin araçtan yaralanmasına engel olup olmadığı araştırılıp, özellikle ayıbın niteliği konusunda araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, gizli ayıpsa satıcının ağır kusuru ile hile üzerinde durulmalı, sonuç alınamayan tamirlerle oyalamanın ve arızaların belirli periyotlarla devam edip etmediği, tüketicinin oyalanıp oyalanmadığı tartışılarak zamanaşımı deliller toplanarak karar verilmelidir (Y. 13. HD. 01.06.2011 T. 2010/19203 E. 2011/8620 K.). Konu hakkında örnek kararlar incelendiğinde, dava konusu ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmiş olup olmadığı noktasında yargıtay denetimine elverişli mahiyette konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak hüküm tesis edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır (Y. 13. HD. 23.10.2018 T. 2017/9515 E. 2018/9931 K.). Bir başka kararda araç satın alma tarihi üzerinden dört yıl geçmiş olmasına rağmen, bilirkişi incelmesi sonucunda kullanıma bağlı olmayan ve muhafaza altında olan bir parçanın ortalama kullanma süresine göre çok erken kilometrelerde arızalanmış olmasının üretim ve malzeme hatasına bağlı olduğu, aracın gizli ayıplı olduğu, muhafaza altına alınmış olan triger zincirinin kırılmasının davalı satıcının ağır kusurundan ileri bu nedenle zamanaşımı süresinin tamamlanmasından söz edilemeyeceği açıklanmıştır (Y. 3. HD.21.05.2021 T. 2020/6342 E. 2021/5255 K.). Konusunda uzman heyetten alınacak bilirkişi raporunda ayıbın kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı yoksa imalattan mı kaynaklandığı, imalattan kaynaklanan bir ayıp ise ağır kusur niteliğinde olup olmadığı, ayrıca ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu hususlarının tespit edilerek denetime elverişli olmaması durumunda eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir (Y. 13. HD. 13.11.2018 T. 2016/750 E. 2018/10575 K.).