Av. Berhan Saylan, Kara Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra çeşitli rütbelerde birlik komutanlığı görevlerinde bulunmuş ve mecburi hizmet süresi bittikten sonra istifa etmiştir.
Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde hukuk lisans öğrenimini tamamladıktan sonra Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans Programını "Mesafeli Sözleşmelerde Cayma Hakkı" başlıklı çalışması ile başarıyla tamamlamıştır.
Av. Berhan Saylan, İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık faaliyetlerini sürdürmekte olup İstanbul Barosu Tahkim Hukuku Merkezi, Bilişim Hukuku Komisyonu ve Kişisel Verilerin Korunması Komisyonu üyesidir.
İstanbul Barosu
Tahkim Hukuku Merkezi
Bilişim Hukuku Komisyonu
KVKK Komisyonu
BSAv. Berhan Saylan
Av. Berhan Saylan Hukuk & Danışmanlık
Hukuki süreçlerinizde yanınızda olan, uzman kadromuzla bütünsel çözümler sunan bir danışmanlık anlayışı.
Çalışma Alanları
01
Aile ve Miras Hukuku
Aile hukuku, bireylerin en kişisel ve duygusal süreçlerinde yanlarında olmayı gerektiren bir alandır. Büromuz; çekişmeli ve anlaşmalı boşanma, velayet ve nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, miras sözleşmesi, mirasın geçmesi ve paylaşılması, vesayet ile ad soyad değişikliği konularında hukuki güvence sağlamakta; her dosyaya özenli ve kişiye özgü bir yaklaşımla yanıt vermektedir.
Fikri mülkiyet hukuku, yaratıcı emeğin ve ticari değerin korunmasında kritik bir rol üstlenir. Büromuz; marka tescili ve koruması, lisans sözleşmeleri, yayım sözleşmeleri, haksız rekabet ve hukuksal koruma yolları konularında fikri mülkiyet varlıklarınızı güvence altına alarak rakiplerinize karşı hukuki üstünlük sağlamanızı destekler.
Ticari ilişkiler doğru hukuki zemine oturtulmadığında ciddi riskler barındırır. Büromuz; anonim ve limited şirket kuruluşu, ticari sözleşmelerin hazırlanması ve müzakeresi, haksız rekabet davaları ve elektronik ticaret uyumluluğu konularında işletmenizin tüm ticari hukuk ihtiyaçlarına bütünsel bir yaklaşımla yanıt vermektedir.
Tüketici ile satıcı arasındaki dengeyi koruyan tüketici hukuku, bireylerin haklarını etkin biçimde kullanabilmesi açısından kritik bir işlev üstlenmektedir. Büromuz; mesafeli sözleşmeler, ayıplı mal ve hizmetler, tüketici kredisi sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri, paket tur ve devre tatil sözleşmeleri ile tıbbi uygulama hataları (malpraktis) konularında tüketici haklarının güçlü şekilde korunması için hizmet sunmaktadır.
Sağlam bir hukuki ilişkinin temeli, iyi kurgulanmış bir sözleşmeden geçer. Büromuz; hizmet sözleşmeleri, eser sözleşmeleri, vekalet sözleşmeleri, kira sözleşmeleri, satış sözleşmeleri ve bağışlama sözleşmeleri dahil her türlü sözleşmenin hazırlanması, incelenmesi ve müzakere süreçlerinde tarafların haklarını en üst düzeyde güvence altına alacak şekilde danışmanlık sunmaktadır.
İşveren ve çalışan arasındaki hukuki dengeyi gözetmek, sürdürülebilir bir iş ortamının temelidir. Büromuz; hizmet sözleşmelerinin hazırlanması, işçi özlük dosyaları, işe iade davaları, hizmet tespiti, ücret ve tazminat hesaplamaları ile rekabet yasağı ve iş sırrının korunması konularında iş hukukunun tüm boyutlarında etkin hukuki destek sağlamaktadır.
Kişisel verilerin korunması, dijital çağda kurumsal güvenilirliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Büromuz; VERBİS kayıt işlemleri, kişisel veri envanterinin hazırlanması, veri aktarım sözleşmeleri, aydınlatma ve onam metinleri ile kişisel verilerin saklanması ve imhası konularında işletmenizin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi için kapsamlı danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Sıfır Kilometre Araçlarda Sonradan Ortaya Çıkan Ayıplar
1. Ayıp Kavramı
Tüketici tarafından yetkili bayi olan satıcıdan sıfır kilometre satın alınan araçların kullanımına başladıktan sonra birtakım eksiklikler ortaya çıkabilmektedir. Bu eksikler maddi, ekonomik ve/veya hukuki eksiklikler şeklinde olabilmektedir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 8'e göre örnek modele, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe göre eksiklikler bulunan araçlar ayıplı mal olarak kabul edilmektedir.
Bir başka deyişle satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve bozukluklar ayıp olarak değerlendirilmektedir. İlk bakışta fark edilen ayıplar açık ayıp; ilk bakışta fark edilmeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ya da malın kullanılmasıyla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilmektedir.
Sıfır kilometre araçlarda genellikle maddi ve/veya ekonomik eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Aracın fiziksel, kimyasal ve teknik varlığını olumsuz etkileyen ayıplar maddi eksiklik; beklenilen kullanımı ve faydayı azaltan ayıplar ise ekonomik eksiklik olarak nitelendirilmektedir. Örneğin aracın yakıt tüketiminin teknik düzenlemede bildirilen değerlerden yüksek olması ekonomik eksikliktir.
İkinci el araçlarda pert kaydının tüketiciden gizlenmiş olması hukuki ayıp olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda satıcı ayıpların varlığını bilmese bile sorumludur (Y. 13.HD. 10.2019 T. 2016/25749 E. 2019/9913 K.).
2. Tüketicinin Seçimlik Hakları
Tüketici, satın alacağı sıfır kilometre aracın ayıpsız olduğu düşüncesiyle sözleşmeyi imzalayarak satış bedelini ödemektedir. Araçta ortaya çıkan eksiklikler nedeniyle beklenen faydanın sağlanamamış olması, satıcı tarafından sözleşmeye aykırı ifada bulunulduğunu göstermektedir. TKHK m. 11'de tanınmış olan dört farklı seçimlik hak bulunmaktadır:
Buna göre tüketici; malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda satın alınan aracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılan aracı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım isteme ve satılan aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.
Ancak seçimlik hakların yeterince bilinmemesi nedeniyle uygulamada satıcı tarafından tüketicinin iradesi etki altına alınarak ücretsiz onarım hakkının kullandırıldığı görülmektedir. Yetkili servise arızanın ne olduğunu öğrenmek amacıyla başvurulmuş olması, ücretsiz onarım istenildiği yönünde değerlendirilemez.
3. Ayıplı Maldan Sorumlu Olan Kişiler
Tüketicinin seçimlik hakları karşısında satıcı ile birlikte üretici ve ithalatçı da müteselsilen sorumludur. Ancak üretici ve ithalatçı araç satış sözleşmesinin tarafı olmadığından seçimlik hakların tümünde sorumluluğu bulunmamaktadır. Sözleşmeden dönme ve bedelden indirim seçimlik hakları yalnızca satıcıya yöneltilmelidir.
Satıcının ayıptan sorumluluğu kusura dayanmayan, kanundan kaynaklanan bir sorumluluktur. Malın teslim tarihinden itibaren 6 ay içinde bildirilen uyuşmazlıklarda malın ayıplı olmadığının ispat yükü satıcıya aittir. 6 ayın aşılması halinde ise ispat yükü alıcıya geçmektedir (Y. HGK. 21.10.2009 T. 2009/4-441 E. 2009/444 K.).
4. Seçimlik Hakkın Bildirilmesi
Tüketici hukukunda malı gözden geçirme külfeti aranmamaktadır; tüketici malı kontrol etmeden kullanmaya başlayabilir. Ayıp kendiliğinden ortaya çıkana kadar tüketicinin ayrıca herhangi bir şey yapmasına gerek yoktur.
Bildirim yöntemi hakkında özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte ispat kolaylığı bakımından noter veya KEP aracılığıyla bildirilmesi yerinde olacaktır. Ücretsiz onarım veya misliyle değişim taleplerinin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur.
5. Zamanaşımı
Satıcı, üretici ve ithalatçının ayıplı maldan doğan sorumluluğu iki yıl ile sınırlandırılmıştır. Süre, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren başlamaktadır. İkinci el satışlarda bu süre bir yıldır.
Ancak maldaki ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmayacaktır. Yargıtay kararlarına göre ayıbın ilk tespit edildiği tarihten uzun süre boyunca giderilmemesi halinde ayıbın ağır kusurla gizlendiği kabul edilmektedir (İstanbul BAM. 19. HD. 14.07.2025 T. 2024/847 E. 2025/1410 K.).
Ağır kusur ve hile iddiası söz konusu olduğunda ayıbın açık mı gizli mi olduğu, imalattan mı yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı ve satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenip gizlenmediği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır (Y. 13. HD. 13.11.2018 T. 2016/750 E. 2018/10575 K.).
Boşanma, geçerli olarak kurulmuş olan bir evlilik birliğinin, kanunda açıklanan nedenlere bağlı olarak mahkeme kararıyla sona ermesidir. Türk Medeni Kanunu m. 166/3'te yer alan düzenlemeye göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde, eşlerin birlikte boşanma davasına başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsıldığı kabul edilerek, hâkim tarafından boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında eşlerin karşılıklı irade beyanları doğrultusunda hazırlanan protokolün uygun bulunması halinde evlilik birliği anlaşmalı olarak sona erecektir.
Anlaşmalı boşanmada, eşlerin birlikte dava açması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını göstermekte olup boşanma kararı verip vermeme konusunda hâkimin takdir hakkı bulunmamaktadır. Eşler, bu hükümden yararlanarak evlilik birliğini sona erdirmek istediklerinde herhangi bir boşanma sebebi ileri sürmek zorunda değillerdir (Y. 2. HD. 04.02.2014 T. 2013/11644 E. 2014/1866 K.).
2. Anlaşmalı Boşanmanın Şartları
TMK 166. madde 3. fıkrada yer alan düzenlemeye göre anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için; evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanmada ortak iradesinin bulunması, hâkim tarafından eşlerin bizzat dinlenmesi ve anlaşmalı boşanma protokolünün hâkim tarafından uygun bulunması gerekmektedir.
Evlilik Birliğinin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması: Bir yıllık sürenin tespitinde eşlerin birlikte yaşayıp yaşamadıkları önem arz etmemektedir. Bir yıllık süre dava tarihinde dolmuş olmalıdır; dava açıldıktan sonra sürenin gerçekleşmesi yeterli değildir (Y. 2. HD. 15.01.2018 T. 2016/16989 E. 2018/553 K.).
Eşlerin Hakim Tarafından Dinlenmesi: Hâkim, eşlerin her türlü tehdit ve baskıdan uzak şekilde özgür iradeleriyle hareket edip etmediğini denetlemelidir. Taraf vekillerinin kendi aralarında varılan anlaşma geçerli olmayıp boşanma irade beyanının eşler tarafından hâkime bizzat açıklanması zorunludur (Y. HGK. 18.04.2019 T. 2017/1941 E. 2019/475 K.).
3. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Zorunlu İçeriği
Eşler sadece boşanma konusunda değil aynı zamanda boşanmanın fer'i sonuçları olan mali sonuçlar ile çocukların durumu hakkında da anlaşmış olmalıdır.
Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe, ekonomik durumu iyi olan eş tarafından geçimi sağlayabilmesi için ödenen nafakadır. Protokolde ödeme şekli, miktarı, zamanı ve artım oranı kararlaştırılmalıdır. Protokolde nafakaya ilişkin düzenleme yapılmaması feragat anlamına gelmez; boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yoksulluk nafakası talep edilebilir (Y. 3. HD. 31.01.2013 T. 2012/22724 E. 2013/1404 K.).
Maddi ve Manevi Tazminat: Anlaşmalı boşanma protokolünde her iki tazminat türü hakkında da düzenleme bulunmalı ya da talep haklarının olmadığı açıkça belirtilmelidir. Manevi tazminat sadece para ile ödenebilir ve irat biçiminde ödenmesi kararlaştırılamaz.
Velayet: Velayet taraflardan birine verilebileceği gibi çocuğun üstün yararına olması şartıyla ortak velayete de karar verilebilir. Velayet hakkından önceden feragat edildiğine dair protokol düzenlemeleri geçersizdir.
İştirak Nafakası: İştirak nafakası, protokolün zorunlu unsurlarından biridir ve feragat edilmesi mümkün değildir. Ödeme zamanı, tutarı ve artım oranı açık ve net şekilde belirlenmelidir.
Kişisel İlişki: Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki; ay, gün ve saat belli olacak şekilde icrada duraksamaya yer bırakmaksızın düzenlenmelidir. Kişisel ilişki hakkından feragat edilemez.
Taraflar zorunlu içeriğin dışında; mal rejiminin tasfiyesi, ziynet eşyası, mehir alacağı, kadının soyadı, aile konutu ve çocukla üçüncü kişiler arasındaki kişisel ilişki hakkında da anlaşabilirler. Mal rejiminin tasfiye edildiğinin kabul edilebilmesi için protokolde taşınır ve taşınmazların ismen, adet ve parsel numaraları ile ayrıntılı biçimde yer alması gerekmektedir (Y. 8. HD. 17.11.2015 T. 2015/19177 E. 2015/20591 K.).
Sonuç
Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmanın zorunlu ve ihtiyari tüm sonuçları bakımından dikkatli hazırlanmalı; protokol hükümleri kısa karara ve gerekçeli kararın sonuç kısmına açıkça aktarılmalıdır. Görünürde kolay gerçekleşen anlaşmalı boşanma, iyi düzenlenmemiş bir protokol nedeniyle ilerleyen süreçte yeni hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilecektir.
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Yan Gider Kavramı
1. Genel
Türk Borçlar Kanunu'nda kira sözleşmesine ilişkin hükümler; genel hükümler, konut ve çatılı işyeri kiraları ve ürün kirası olmak üzere üç başlık altında düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının, kira bedeli ve yan gider dışında başka bir ödeme yükümlülüğü bulunmamakla birlikte (TBK m. 346), yan giderin ödenmemesi durumunda kira sözleşmesinin feshedilmesi söz konusu olabilecektir (TBK m. 315). Bu nedenle yan gider en az kira bedeli kadar önem arz etmektedir.
TBK m. 341'de kiracının, konut ve çatılı işyeri kiralarında ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Kanunda yan gider kavramının tanımı bulunmamakla birlikte TBK m. 303'e göre kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür.
Taraflar yan giderlerin ödeme zamanını sözleşmede serbestçe belirleyebilirler. Aksi yönde düzenleme yoksa yan giderler her ayın sonunda ödenir (TBK m. 314). Yan giderin ödenmemesi halinde kiraya veren, kiracıya otuz günlük süreli yazılı ihtar göndererek bu süre içinde ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedeceğini bildirmelidir.
2. Yan Giderin Unsurları
TBK m. 303 ışığında yan gider kavramının unsurları şunlardır: yan edimin varlığı, yan edimin kiraya veren veya üçüncü kişi tarafından yapılması ve yan edimin kiralananın kullanımıyla ilgili olması.
Yan Edimin Kiralananın Kullanımı ile İlgili Olması: Konut veya çatılı işyerine yönelik tamirat ve tadilat giderleri yan gider değildir. İnternet, elektrik, su ve ısıtma gibi hizmetlerin abonelik sözleşmesiyle bireysel alınması halinde bunlar yan gider kapsamına girmez; ancak merkezi olarak sunulmaları durumunda yan gider sayılır.
Kat Mülkiyeti Kanunu Kapsamındaki Ortak Giderler: KMK m. 20'de kapıcı, kaloriferci, bahçıvan, bekçi giderleri, sigorta primleri, ortak yerlerin bakım ve onarım giderleri ile yönetici aylığı ortak ve genel gider olarak düzenlenmiştir. Bu giderler arasında kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri kiralananın kullanımıyla ilgili olduğundan yan gider sayılabilir. Buna karşın sigorta primi ve ortak yerlerin onarım giderleri eşyaya yönelik harcamalar olduğundan yan gider kapsamına alınamaz (Y. 8. HD. 04.10.2017 T. 2017/3731 E. 2017/12158 K.).
3. Vergiler ve Yan Gider İlişkisi
Kiracının deprem sigortası, gelir vergisi ve emlak vergisi gibi kiralananın mülkiyetinden doğan masrafları ödemesi borcu kural olarak bulunmamaktadır. Emlak vergisi kiraya verene aitken çevre temizlik vergisi, taşınmazı kullanandan tahsil edildiğinden kiracının yan gideri sayılmaktadır.
Yargıtay, vergi ve benzeri yükümlülüklerin yan gider kapsamında değerlendirilemeyeceğini; bunların ödenmemesi halinde tahliye değil genel hükümlere göre alacak davası açılabileceğini kabul etmektedir (Y. 3. HD. 11.12.2018 T. 2018/6066 E. 2018/12636 K.; Y. 6. HD. 20.09.2016 T. 2016/5242 E. 2016/5299 K.).
4. Örnek Yargı Kararları
Keşide edilen ihtarnamenin temerrüt sonucunu doğurabilmesi için öncelikle kiraya veren tarafından yan giderin ödenmiş olması, ardından kiracıya ihtarname keşide edilmesi gerekmektedir. Kiraya veren tarafından ödenmeyen yan giderin doğrudan kiracıdan talep edilmesi kiraya verene fesih hakkı tanımaz (Y. 6. HD. 09.12.2014 T. 2015/6195 E. 2015/9632 K.).
Temerrüt nedeniyle dava açılabilmesi için kiracıya en az 30 gün süreli ihtarın gönderilmesi şarttır. Bu prosedüre uyulmaksızın açılan tahliye davaları Yargıtay tarafından reddedilmektedir (Y. 6. HD. 04.12.2013 T. 2013/15435 E. 2013/16290 K.; Y. 6. HD. 11.10.2016 T. 2015/9980 E. 2016/5837 K.).
Kira sözleşmesinde aidatın kiracı tarafından ödenmesi kararlaştırılmış olmasına rağmen ödenmemesi durumunda kiraya veren önce aidat borcunu yönetime ödedikten sonra kiracıdan talep etmelidir (Y. 3. HD. 22.06.2009 T. 2009/10087 E. 2010/429 K.). Benzer şekilde site aidatının temerrüt ihtarına konu edilebilmesi için kiraya verenin bu bedeli site yönetimine ödemiş olduğunu belgelemesi gerekmektedir (Y. 6. HD. 30.09.2014 T. 2014/7734 E. 2014/10611 K.).
Av. Berhan Saylan Hukuk & Danışmanlık
İletişim
Hukuki sorularınız için büromuza ulaşın. En kısa sürede size dönüş yapacağız.
Adres
Cumhuriyet Cad. Kök Apt. No:193 D.:8/A 34373 Şişli / İstanbul
İnternet sitemizde yer alan bilgiler Av. Berhan Saylan Hukuk ve Danışmanlık tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında yalnızca bilgi amaçlı sunulmaktadır.